18 Mart 2019 Pazartesi

Momo Aslında Harika Bir Çocuk Kitabı



Son günlerde medyada sıklıkla adını duyduğumuz bir oyun var; MOMO. Momo sosyal medya ve cep telefonları ile yayılıyor. Ama şu anda tüm ebeveynleri endişelendiren Momo’nun oyunu değil, videolarının Youtube’da çocuklara yönelik videoların arasında çıkması. Bu videolar birdenbire çizgi film vb. çocuk içeriklerinin arasında görünüyor ve korkunç şeyler söyleyerek çocukları korkutuyor. Okulda, serviste, parkta bu aralar çocukların Momo’dan bahsettiğini duyabilirsiniz. Ve maalesef ki çocuklar Momo’nun gerçek olduğuna inanıyor, onun gelip kendilerine kötü bir şey yapacağından endişeleniyor. Bu konuda neler yapabileceğinize dair bazı önerilerde bulunmak istiyorum:

Çocukların her yaşta çeşitli korkuları olur. Bebekler  yüksek ve ani seslere duyarlıdır. Anne-babadan ayrılma, yabancı kişiler ve yeni ortamlar birer korku kaynağıdır. 2-6 yaşları arasında korkular artış gösterir. 2-3 yaşlarında doktorlardan, hayvanlardan korkulur, karanlıktan, tuvaletten korkma görülür. Bazı çocuklar bu yaşlarda tuvalette sifon çekildiğinde, düşüp gitmekten korkar. Ölüm, anne-babayı kaybetme korkusu 5 yaşından itibaren artış gösterir. İlkokuldan, özellikle de 2. sınıftan itibaren hayali yaratıklar, cinler, periler, ruhlar gibi konular çocuklar arasında sıklıkla konuşma konusu olur ve onları korkutur. Tüm bu korkular çocuğun gelişim sürecinde normal olarak değerlendirilir.

Çocuğunuzla korkuları ile ilgili konuşurken onu küçümsemek ya da duygusunu hafife almak sorunu çözmez. “Bebek misin sen bunlardan korkuyorsun, dolabın içinde Momo falan yok işte saçma saçma şeyler düşünme” vb. açıklamalar çocuğun korkusunu azaltmadığı gibi kaygısını da arttırır. Korkusunu anlayamayabilirsiniz, size anlamsız ve saçma gelebilir ama çocuk için bu korku gerçektir. En ideali yanında olduğunuzu, duygularını olduğu gibi kabul ettiğinizi çocuğunuza ifade etmeniz ve hissettirmenizdir. “ Seni anlıyorum, çok korkuyorsun, endişeleniyorsun, kalbin ne kadar hızlı atıyor çok korkmuşsun” gibi sözler söyleyip ona sarılmak ya da elini tutmak “Biz senin yanındayız, korktuğunda her zaman yanında olacağız” diyerek onu anladığınızı belli etmeniz çocuğunuzu sakinleştirecek ve kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır.

Korku anında sakinleştirdiğiniz çocuğunuzla uygun bir zamanda korkuları ile ilgili konuşabilirsiniz. Momo’nun Internetten para kazanmak isteyen insanlar tarafından yapılmış bir bilgisayar oyunu olduğunu, gerçek olmadığını, tıpkı izlediği çizgi filmler (Sevdiği çizgi filmlerden örnek verebilirsiniz) gibi hayali olduğunu anlatabilirsiniz.

Beraber Momo’nun komik, saçma bir resmini çizerek çocuğunuzun zihnindeki korkutucu Momo imajını değiştirmeye çalışabilirsiniz. Ya da beraber hiç olmayan bir çizgi film karakteri yaratarak tüm hayali karakterlerin böyle ortaya çıktığını yaşayarak deneyimlemesini sağlayabilirsiniz.

Michael Ande’nin yazdığı çok güzel bir çocuk romanı olan “Momo”yu alıp çocuğunuzla beraber okuyup tartışarak Momo kelimesinin çağrışımlarını değiştirebilirsiniz. Artık Momo dendiğinde aklına bu kitaptaki hikayeler ve karakterler, sizinle kitap ile ilgili yaptığı konuşmalar gelir.

En önemli önlem ise çocuğunuzu Youtube ile uzun zaman başbaşa bırakmamanız. Youtube ile asla yalnız kalmaması en ideali ama bunu yapamayacak durumdaysanız da ara ara ne izlediğini kontrol etmek, izlediğinin sesini duymanız gibi önlemler almaya çalışın.

Mine Kilitci.

                                                                           Momo













Oyun mu, Gerçek mi?

Geçtiğimiz hafta Yeni Zelanda'da yaşanan korkunç saldırının görüntülerini izlediğimde Counter Strike oyunu seyrediyormuşum gibi geldi ama malesef ekranda vurulup yere düşen ve kurtulabilmek için sürünerek kaçmaya çalışan insanlar gerçekti. Saldırgan ise eli bile titremeden, en ufak bir tereddüt göstermeden önüne çıkan herkesi öldürüyordu, sanki bir oyun gibi. 

Aşağıdaki görüntülerin hangisi gerçek saldırıdan, hangisi oyundan bir kare ayırt etmek mümkün değil. Tabi ki her şiddet içerikli oyun oynayan çocuk terörist, cani olmayacak ama çocuklarımızın bu oyunlara kendini fazlasıyla kaptırmasının nasıl sonuçlara yol açacağı üzerinde düşünmemiz çok önemli. 




18 Eylül 2018 Salı

Anne-Babalara Kitap Önerileri 1

Geçenlerde yaptığın anne-baba seminerinde önerdiğim çocuk gelişimi ile ilgili kitapları bir de buradan paylaşmak istedim. Ebeveynlere yönelik piyasada yüzlerce kitap var. Kitapların tümü de onu yazanların bakış açısıyla çocuğa doğru yaklaşım şeklini anlatıyor. Bunların arasından seçim yapmak ve yazılanlara güvenmek kolay değil. Bu kitaplardan fazlasıyla okumuş ve meslekte 18 yılını bitirmiş bir çocuk psikoloğu olarak en güvenilir ve etkili bulduğum kitapların bir listesiyle karşınızdayım. Devamı gelecek...

Nilüfer Devecigil- Işığın Yolu 

Bu kitabı çocuk gelişimi kitabı kategorisine koymak kitaba haksızlık olur. Oyun terapisi sayesinde tanışma ve eğitim alma şansı bulduğum Nilüfer Devecigil muazzam bilgi birikimini ve deneyimlerini  hiç sıkmadan, yormadan aktarmayı başarıyor. Ayşenur ve Michael’in ilişkisini okurken bir yandan da bağlanma, mindfulness, beyin, iletişim, tasavvuf ile ilgili çok değerli bilgilere sahip oluyoruz. Bir çırpıda okuyacağınız, tekrar tekrar dönüp bakacağınız, okuma önerileri ile ufkunuzu açacak bir kitap. 

“Ne kadar güçlüydü çocukluğumuzdan yadigâr kalan bağlanma ilişkilerimiz. Nasıl işliyordu iliklerimize dek tüm o kalıplar, inançlar. Öyle ki sadece gözlüklerimizi değiştirmek yetmiyordu. Beynin her bir katmanını tuğlalarından sökmek gibiydi değişim. Anestezi almadan ameliyat olmak gibi. İstediğin kadar bilgiyle doldur, başkalarının tecrübelerini dinle, yardımcı olmuyordu. Bu ameliyat, acısını hissetmen gerekenlerden. Ve elindeki tek araç cesaret; ilişkiye girme ve içinde kalma cesareti.” 

“ İlişkilerde incinir, ilişkilerde iyileşiriz.” 

“Zorluklar, yürüdüğümüz yolda karşımıza çıkan engeller değildir. Zorluklar; yolun ta kendisidir. Zorluklar bizim iç çalışmalarımız, bizim yolumuz, bizim hayatımız.” 


28 Mart 2018 Çarşamba

Okulöncesi Çocuklar İçin Dikkati Geliştirme Etkinlikleri II



Okulöncesi çocukların dikkatini geliştirmek için neler yapabileceğimizi anlattığım yazımda ebeveyn ile çocuk arasındaki sosyal etkileşimin çocuğun dikkat kapasitesi üzerinde olumlu etkisinden bahsetmiş ve bazı önerilerde bulunmuştum. Bu yazımda da küçük çocuklar için etkinlik önerileri vereceğim. Bu etkinlikler dikkatin ve belleğin yanında çocuğunuzun akıl yürütme becerilerini de geliştirecek. 

Etkinlikleri yaparken şunlara dikkat edin:



Önceliğiniz çocuğunuz ile birlikte eğlenmek ve keyifli vakit geçirmek olsun. Bu etkinlikleri 
zorunlu görevler ya da ödev gibi yansıtmamaya çalışın.

Etkinliklere başlamadan önce siz de heyecanınızı belli edin. “Şu şekilli oyunlar çok eğlenceli, 
hadi biraz yapalım” gibi.

Sabırlı olun, gelişimin, değişimin kısa sürede olmayacağını hep aklınızın bir köşesinde tutun.

Çocuğunuza güvenin. Çocuğunuzun beyni yeni bilgileri özümsemeye, gelişmeye çok açık ama
gelişmesi için ona zaman tanıyın. Cevabı bulamadığında ipucu vererek destek olabilirsiniz.

Çocuğunuzdaki gelişmelere hassas olun “Geçen sefer bu resimler arası farkları bulma oyununda ,
zorlanmıştın ama bugün senin için çok kolay oldu, sen bu işte gitgide daha iyi oluyorsun” benzeri 
sözlerle motive etmeyi unutmayın.

Not: Bu etkinlikleri size fikir vermesi amacıyla hazırladım, siz de benzerlerini oluşturabilir, 
çocuğunuzun sevdiği karakterler, meyveler vb. kullanarak eğlenceli etkinlikler geliştirebilirsiniz.


Aşağıda üstte yer alan fotoğrafı/nesneyi 30 saniye incelemesini isteyin. Sonra fotoğrafı kapatın ve incelediği fotoğrafın/nesnenin aşağıdaki üç fotoğraftan/nesneden hangisi olduğunu sorun.

1







5 Aralık 2017 Salı

Eyvah Oğlum Pembe Seviyor!

Geçenlerde bir televizyon programında küçük çocuklarda cinsel kimlik oluşumu ile ilgili bir konuşmaya denk geldim. Saçları uzatılan, toka takılan erkek çocuklarının cinsel yöneliminin farklılaşacağına dair söylemler vardı programda. Tespit edildiğinde bu duruma hemen müdahale edilmesi gerektiği anlatıldı. Programı izledikten sonra cinsiyet kalıp yargılarımız ile ilgili bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Süper Dadının Süper Yöntemleri Gerçekten İşe Yarıyor Mu?

Geçtiğimiz hafta sosyal medyada dolaşan bir video üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim. Videoda “Süper Dadı” isimli programdan bir kesit vardı. Program yayından kalktı ama programın bölümleri sosyal medyada dolaşımda. Süper dadı çocuklarıyla sorun yaşayan çaresiz ailelerin sorunlarına 4-5 gün içinde çare bulan, uyumayan, sinirli, kavgacı, söz dinlemeyen, yemek yemeyen, kurallara uymayan çocukları muma çeviren! hakikaten süper birisi. Videoda 8 yaşındaki B’nın kardeşini nasıl dövdüğünü izliyorum önce. Neden kardeşini dövmesine izin vererek bir de bunu kameraya aldıklarına anlam veremiyorum önce. Sonra babası B’nın okulda her gün 3 çocuk dövdüğünü anlatıyor. Öfke krizi nedeniyle yaka paça, yerlerde yuvarlanarak mola paspasına götürüldüğünü görüyoruz sonra. Çok bilimsel bir şekilde “B, 8 yaşında olduğu için mola paspasında 8 dakika duracak” açıklamasını yapıyor dış ses. B, molada gırtlağından korkunç sesler çıkartıyor, hırlıyor, kapana kısılmış, korkmuş bir canlı ne yaparsa onları yapıyor.

22 Kasım 2017 Çarşamba

Ailece Mindfulness- 2

Önceki yazımda "Mindfulness" kavramından ve hayatımıza nasıl etki edeceğinden bahsetmiş, örnek bir Mindfulness egzersizi paylaşmıştım.

İşte bir Mindfulness egzersizi daha:

-Lotus / Nilüfer Çiçeği

Etkinliğimizi her akşam 5 dakika boyunca tüm aile bireyleri bir arada yapmanızı öneriyorum. Uyku saatinden önce yapmanız çocukların uykuya geçişini kolaylaştırabilir. Dilerseniz etkinlik sırasında sakin, rahatlatıcı bir müzik açabilirsiniz. Youtube'a "Mindfulness Music" yazarak bu videodaki gibi müzikler bulabilirsiniz. 


3 Kasım 2017 Cuma

Daha Sakin ve Huzurlu bir Hayat Mümkün Mü?- Ailece Mindfulness

Mindfulness nedir? En basit anlamıyla “an” da kalmaktır. İçinde bulunduğumuz anı bilinçli bir şekilde yaşamak, düşüncelerimizi, dış dünyada olan biteni yargılamadan sadece fark etmek demektir. 

Burada amacımız sadece tek bir düşünceye odaklanıp başka hiçbir şey düşünmemek değil, bu zaten mümkün değil. Beynimiz böyle çalışmaz, sürekli zihnimizin arka planında düşünceler gelip geçmeye devam eder, bu düşünceleri yok edemeyiz ama onları fark edersek yaşadığımız ana dönmemiz kolaylaşır. Bilinçli farkındalığın amacı da kendimizi, duyumlarımızı, hislerimizi, düşüncelerimizi yargılamaksızın gözlemlemek ve fark etmektir. Bunu yapmazsak gün içinde sürekli “Otomatik pilotta” farkında olmadan yaşar, sık sık “Zaman ne hızlı geçiyor, gün hemen bitiyor, çocuklar ne ara bu kadar büyüdü” gibi düşünceler içinde buluruz kendimizi.

Aslında bilinçli farkındalık sahip olduğumuz ama günümüz şartlarında zayıflamış bir yeteneğimiz. Bu beceriyi bir kas gibi düşünerek düzenli egzersizlerle geliştirebiliriz. Yapılan araştırmalar, dikkat kapasitesini kullanarak zihnin hem fonksiyonunu hem de yapısını değiştirebileceğimizi gösteriyor.

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Akdeniz Diyeti Çocukları Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteden Korur Mu?

Dünya çapında çocuk ve ergenlerin yaklaşık %3-4 ünü etkileyen bir bozukluk Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB). Çocuklarda en yaygın bozukluklardan biri ve yetişkinlikte de etkilerinin devam ettiği kabul ediliyor Erkeklerde kızlara oranla daha fazla tanılanan DEHB nin temel belirtileri dikkat eksikliği, dürtüsellik ve hiperaktivite. Dehb li kız çocuklarda yıkıcı belirtiler ve davranış sorunları daha az gözlenip dikkat sorunları, depresyon ve kaygı gibi içsel sorunlar daha sık saptanırken, DEHB li erkek çocuklarda ise yıkıcı davranışlar, hareketlilik gibi dışsal sorunlar ön planda bulunmakta. DEHB nin kesin sebebi de bilinmiyor, kesin bir tedavisi de yok, bu konuda tartışmalar sürse de çoğunlukla psikiyatr, çocuk psikologu ve eğitim psikologu/psikolojik danışmanın ortak çalışmasının yani ilaç tedavisi+psikolojik destek+eğitim danışmanlığının belirtileri azaltmada ve çocuğun hayatını kolaylaştırmada en etkili müdahale yöntemi olduğu görüşü yaygın. 

3 Nisan 2017 Pazartesi

“Anneeee Sıkıldııııım Kavanozu”

3,5 yaşındaki kızım yeni bir kelime öğrendi “Sıkıldım”. Özellikle sabretmesi ve beklemesi gereken durumlarda kullanıyor bu kelimeyi. Beraber yaptığımız çikolatalı kurabiyeler pişerken, onunla oyun oynamadan önce bitirmem gereken işler varken ya da sevdiği bir yere gitmemize daha zaman varken sürekli “Anneee sıkılıyorum, çok sıkıldım, canım sıkıldı” gibi çeşitlemelerle işleri hızlandırmaya çalışıyor. Genelde cevabım hep aynı “Birazdan yapacak bir şey bulursun” Öneride de bulunmuyorum ama bazen bu cevap yeterli olmayabiliyor. Krizin geldiğini hissettiğimiz böyle durumlar için işte annelerin yeni kurtarıcısı “Anneeee Sıkıldıııım Kavanozu”

Bu fikri Pinterestte gördüm ve bayıldım.  Okuduğum yazıdan esinlenerek ve eklemeler yaparak ben de “Anneeee sıkıldııııım” durumlarında kullanılabilecek bir etkinlik kavanozu hazırlamaya karar verdim.

18 Ocak 2017 Çarşamba

Sömestr Tatilinde Çocuklarla Evde Eğlenmek

Yarıyıl tatili geldi, çocuklar çok mutlu, ancak evde olan annelerin çoğu kara kara düşünmeye başladı "İki hafta boyunca bu çocuğu evde nasıl oyalayacağım" diye. Çocuğunuzu evde her dakika her an oyalamak sizin göreviniz değil tabii ki, kendi kendine vakit geçirmeyi, arada sıkılmayı, sıkıntıdan yaratıcı etkinlikler bulmayı başaracak. Ama bazen de sizinle zaman geçirmek isteyecek. Böyle zamanlarda yardımınıza yetişecek bazı kutu oyunları önereceğim. Size önereceğim bu kutu oyunları çok eğlenceli ve çocukların birçok becerisini geliştiren oyunlar. Aynı zamanda bu oyunlarla ailece keyifli zaman geçireceksiniz, aile içi iletişiminiz artacak, çocuğunuz aileye ait olma hissini yaşayacak. Tüm bu oyunları oyuncakçılarda ve internette bulabilirsiniz.

- Mikado Oyunu: 3 yaş ve üzeri. Masa üzerine gelişigüzel bir şekilde yayılan çubukları, diğer çubukları kıpırdatmadan toplama oyunu. Çocuğun el-göz koordinasyonunu, dikkat ve konsantrasyon becerilerini geliştirir.

18 Kasım 2016 Cuma

İlkokul Çocukları İçin Dikkat Geliştirme Etkinlikleri 2

Etkinlik önerilerine devam ediyorum.


Şekli hafızaya alma: Kağıda basit geometrik şekiller çizin. Çocuğunuzun bu şekilleri istediği kadar incelemesine izin verin. Sonra kağıdı kapatarak aynı şekilleri kağıda çizmesini isteyin. Aşağıda çok basit bir örnek var. Şekilleri zamanla daha karmaşıklaştırabilir, iç içe geçmiş şekiller çizebilirsiniz.

Örnek:




9 Kasım 2016 Çarşamba

İlkokul Çocukları için Dikkat Geliştirme Etkinlikleri 1

İlkokul çağı, dikkat eksikliklerinin en çok tanılandığı dönem. 1. sınıfa başlayan çocuktan; 40 dakikalık ders süresi boyunca sırasında sessizce oturması, çevreden gelen uyaranları görmezden gelerek dikkatini öğretmeninin anlattıklarına vermesi, öğretmenin verdiği yönergeleri uygulaması  gibi bu yaş ve bu nesil çocuk için oldukça zor görevler bekleniyor. Bu görevleri yerine getiremeyen çocuk bazen çok hızlıca ve yanlış değerlendirilip “Dikkat Eksikliği” tanısı ile etiketlenebiliyor.

Eğer çocuğunuz dikkatini toplamakta zorluk yaşıyorsa önereceğim etkinlikleri her gün onunla birlikte yaparak hem eğlenceli hem kaliteli vakit geçirmiş olacaksınız.

Not; Elbette sadece buradaki etkinlikleri yaparak dikkat kapasitesinin artacağını iddia edemem ancak düzenli tekrarların, beyni eğitmenin faydalarını zaten biliyorsunuz. Üstüne bir de bu aktiviteler sayesinde çocuğunuz ile başbaşa vakit geçirmiş olacaksınız ve aranızdaki yakınlık artacak. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi sürekli dikkat ve konsantrasyon becerisi, ebeveyn ile iletişimle gelişir.

Ve son olarak çocuğun oyun ile öğrendiğini, eğlendiğini ve geliştiğini unutmadan, bu etkinlikleri zorunluluk ya da ödev gibi değil de birlikte eğlendiğiniz oyunlar olarak aktarırsanız işinizin kolaylaşacağını ve sizin de keyif alacağınızı belirteyim.

13 Ekim 2016 Perşembe

Çocuğum Neden Uyumuyor?


Acımasız uyku eğitimi yöntemlerini uygulamak istemeyen ancak uykusuzluktan da tükenmiş anne-babalara ilaç gibi gelecek bir kitap çıktı sonunda.Tüm kitaplarını okumanızı önereceğim Anne-Baba Akademisi serisinden 'Çocuğum Neden Uyumuyor?' Şiddetle tavsiye ederim.

Çocuğunuzu uyku eğitimi olmadan da uyutabilirsiniz! -Modern hayat, uyku düzenini nasıl etkiler?
-Çocukların anne babalarıyla uyumaları zararlı mıdır?
-Uyku eğitimi nedir?
-Yanlış beslenme uyku düzenini bozar mı?
-Çocuğunuzun uykusu nasıl olmalıdır?

Anne babalar için çocuklarının düzenli uyuması çok önemlidir. Bazıları içinse uyku çocuk gelişiminin olmazsa olmazı olarak görülür. Çoğu anne baba bu noktada uyku eğitimine başvurur. Ancak uyku eğitimi bir süre sonra çocukla bir savaşa dönüşebilir. Sarah Ockwell-Smith bilimsel, kültürel ve tarihi perspektiflerden yola çıkarak çocuklarda uyku konusuna yepyeni bir bakış açısı getiriyor. Çocuğunuzun uyku düzeniyle savaşmak yerine gerçekçi yaklaşımlar sunuyor. Çocuğum Neden Uyumuyor? çocukların rahatlayıp uyumasını sağlayacak, anne babaların kaygılarına son verecek yepyeni fikirlerle dolu bir kitap.  (Tanıtım bülteninden)

6 Ekim 2016 Perşembe

Okul Öncesi Çocuklar için Dikkati Geliştirme Etkinlikleri

Son yıllarda yapılan çalışmalar ebeveyn ile çocuk arasındaki sosyal etkileşimin çocuğun dikkat kapasitesi üzerinde olumlu etkisi olduğunu söylüyor. Araştırma sonuçları annenin bebeğiyle oyun oynarken bir oyuncağa dikkatini vermesinin çocuğun da o oyuncağa odaklanmasını sağladığı gösteriyor. Bebeklikten itibaren çocukla birebir iletişim kurmak, onunla göz göze oyun oynamak, tamamıyla anda kalarak onunla vakit geçirmek bebeğin sosyal, duygusal, zihinsel gelişimi için olduğu kadar dikkat kapasitesi için de gerekli. Sürekli dikkat ve konsantrasyon becerisi, ebeveyn ile iletişimle gelişiyor.

Çocuğumuzdan bir şeye dikkatini vermesini isterken gerçekçi beklentiler içinde olmak için dikkat süresinin hangi yaşta ne kadar olduğunu bilmek önemli. Herhangi bir olaya, nesneye dikkatini odaklayabilme kapasitesi yaş ilerdedikçe artan bir beceri. Kabaca dikkat süresinin küçük çocuklarda yaş ile denk olduğunu söyleyebiliriz. 3 yaşında 3 dakika odaklanabilirken 4 yaşında bu 4 dakikaya çıkıyor. 5-6 yaşındaki çocuklar küçük gruplar halinde 10-15 dakika kadar bir aktivite ile ilgilenebilir. Büyük ihtimalle aklınıza şu gelecek “Çocuğumu bıraksam bütün gün hiç kalkmadan TV seyredebilir, demek ki dikkati çok iyi”. Ancak malesef bu doğru değil. TV karşısında oturmak pasif bir eylem. Çocuğun izlediklerine müdahale etme gibi bir seçeneği yok, sunulanı olduğu gibi kabul ediyor. Sürekli değişen görüntülerle bir anlamda beyni uyuşuyor. Bu da belli bir olaya, nesneye istemli olarak odaklanma becerisi olarak tanımlayabileceğimiz “dikkat” ten çok farklı bir durum. Küçük yaşlarda çok fazla TV izlemenin çocuğun zihinsel ve sosyal gelişimi için zararlı olduğunu hatırlatayım.

3 Ekim 2016 Pazartesi

Dikkat ve Bellek


Çocuklar için dikkat geliştiren etkinlikleri yazmadan önce dikkat ve bellek ile ilgili genel bilgiler vermek istiyorum. Öncelikle dikkat nedir ondan bahsedelim. Dikkat oldukça karmaşık bilişsel bir işlev ve kısa süreli bellek, öğrenme ve düşünmenin ön koşulu. Dış dünyadan beynimize her saniye 10 milyar bit uyaran ulaşıyor. Bu milyarlarca uyaranın her birini algılamak mümkün de değil gerekli de. Uyaranların gereksiz olanlarını (yani çoğunu) görmezden gelen, hangilerinin gerekli olduğunu seçen, bilişsel süreçleri o seçilen uyaranlar üzerinde odaklaştıran ve tüm bunları kontrol eden sürece “dikkat” diyoruz.


Dikkat bilginin dış dünyadan alınması ve işlenmesi için gerekli bir süreç. Dikkat etmediğimiz bilgiyi hatırlamayız ve de öğrenmeyiz. Dikkatin ne olduğu ve dikkat mekanizmasının nasıl işlediği ile  ilgili psikoloji literatüründe çeşitli kuramlar var ama tüm kuramların ortak noktası dikkatin bir “seçme” işlemi olduğu. Bir teori dikkati bir huniye benzetiyor, huninin dar ucundan kısıtlı sayıda uyaranın  beyne ulaşabildiğini söylüyor. Bir diğeri, beynin sınırlı bilgi işlem kapasitesi nedeniyle dikkatin bir filtre işlevi gördüğünü söylüyor. Başka bir teori tüm uyaranların algılandığını ancak beyin için anlamlı uyaranların seçildiğini iddia ediyor. Bu teoriye göre bilgi önemliyse onu algılama eşiğimiz düşüktür. Tehlike bildiren uyaranların algılama eşiği düşüktür. Örneğin; “imdat” ya da “yangın” gibi. Kalabalık ve gürültülü bir ortamda adımızın söylendiğini kolayca duyarız. Anneler “anne” kelimesini tüm gürültünün arasında duyar ve yine anneler çok zayıf bir ses olsa ve uzaktan da gelse bebeklerinin ağlama sesini duyar. Çocuğunuzun TV seyrederken defalarca seslenmenize rağmen sizi “duymadığı”, ancak “yemek hazır” dediğinizde hemen tepki verdiği zamanları düşünün :)

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Sisifos'un Kaderi

Ne zaman aynı günde onyüzbinmilyonuncu kez salonu işgal etmiş olan minyatür evcilik oyuncaklarını toplamaya çalışsam aklıma Tanrılar tarafından sonsuza kadar bir kayayı dağın tepesine çıkarmakla cezalandırılan Sisifos'un hikayesi geliyor. 

Sisifos  kayayı tam dağın tepesine ulaştırdığında taş tekrar en aşağı yuvarlanır ve bu böyle sürüp gider.

"Tanrılar Sisifos'u bir kayayı durmamacasma bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi; Sisifos kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecekti hep. Yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi, o kadar haksız da sayılmazlardı." diyor Camus "Sisifos Söyleni" kitabında. 

Ama aynı zamanda "Sisifos'u dağın eteğinde bırakıyorum ... Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos'u mutlu olarak tasarlamak gerekir." de diyor.

Elbette mutluyum, her dağınıklığın ve oyuncak karmaşasının aynı zamanda kızımın neşesi, yaratıcılığı, öğrenme, keşfetme isteği ve mutluluklarıyla dolu olduğunu biliyorum. Evet oyuncaklar yine dağılacak, evet yine toplayacağım. bunun bilincindeyim ve bunu kabul ediyorum. Tabi bu arada kızıma oyuncaklarını kendisinin nasıl toplayacağını da öğretmeye çalışıyorum ve  bunun ne kadar da eğlenceli olduğunu anlatıyorum.

(Camus çok daha yüce bir şeyden bahsediyor tabii ki ama Sisifos'un sonsuz oyuncak toplama döngüsü için çok iyi bir metafor olduğu da bir gerçek.:)

Mine Kilitci, 2016.

4 Ağustos 2016 Perşembe

Çocuğunuzla Evde Eğlenmek

 Yaz aylarını evde geçiren bir anne olduğumdan, sadece evde çocuğu ile ilgilenen annelerin neler yaşadığını birebir deneyimliyorum ve diyorum ki, insanın çocuğuyla baş başa zaman geçirmesi, birçok güzel anı biriktirmesi, onun muhteşem gelişimine tanıklık etmesi harika bir duygu ama kolay da değil.

Çocuğu ile gerçekten nitelikli zaman geçirmek, onu teknolojik aletlerden (Telefon, televizyon, ipad, bilgisayar, oyun konsolu) uzak tutmak konusunda kararlı olan anneleri evde eğlenceli ama biraz da yorucu bir mesai bekliyor. Çocuğun iyi bir ihtimalle günde ortalama 12 saat uyuduğunu düşünürsek, çocuğunuzla geçirdiğiniz zaman günde 12 saat demektir. Elbette ki bu 12 saat boyunca çocukla oynamak, onu eğlendirmek, meşgul etmek gibi bir amaç gerçekçi değil, böyle bir şey insanın sınırlarını da aşar zaten.  Çocuğunuz kendi kendine zaman geçirebilmeyi, oynamayı ya da hiçbir şey yapmayıp sadece düşünmeyi de öğrenmeli.  Ve “Daha Sade Bir Hayat” adlı muhteşem kitapta da anlattığı gibi çocuğunuza sıkılması için zaman tanımalısınız. (Kitap ile ilgilenenler için yazım. ) 

Unutmayın, “sıkılmak, yaratıcılığın habercisidir.” Ancak “sıkılmak”tan ve ”kendi kendine oynamak”tan arta kalan zamanlarda beraber nasıl eğlenceli vakit geçirebilirsiniz?, ben kızımla evde neler yapıyorum? biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Bunların hepsi basit ve ilk akla gelen oyunlar ama çok eğlenceliler.

Bizim evde en çok oynadığımız oyunlar:  

26 Temmuz 2016 Salı

Peki Tüm Bu Olayları Çocuklarımıza Nasıl Anlatacağız?

Son günlerde ülkemizde yaşanan travmatik olaylar geleceğe ilişkin umudumuzu alıp götürüyor belki ama silkelenip kendimize gelmemiz gerekiyor bence. Çocuklarımızın,  umut dolu bir gelecekleri olduğuna ve dünyanın yaşamaya değer güzelliklerle dolup taştığına inanmaları çok önemli. Ve çocuklarımızın böyle hissetmesi için çok fazla çaba harcamamız lazım. Elbette demek istediğim onları gerçek hayattan uzak tutup bir masal dünyasının içinde yaşatmaya çalışmak değil.  Tüm haberleri, gazeteleri, sokaktaki sohbetleri kaplayan konulardan onları soyutlamak pek mümkün değil maalesef. Ancak kötülüklerle, haksızlıklarla karşılaşacakları, belki zaman zaman isyan edecekleri uzun bir yetişkinlik yaşamı bekliyor onları zaten. En azından çocukken onları dünyanın kötülüklerinden elimizden geldiğince uzak tutalım.