18 Ekim 2016 Salı
13 Ekim 2016 Perşembe
Çocuğum Neden Uyumuyor?
Acımasız uyku eğitimi yöntemlerini uygulamak istemeyen ancak uykusuzluktan da tükenmiş anne-babalara ilaç gibi gelecek bir kitap çıktı sonunda.Tüm kitaplarını okumanızı önereceğim Anne-Baba Akademisi serisinden 'Çocuğum Neden Uyumuyor?' Şiddetle tavsiye ederim.
Çocuğunuzu uyku eğitimi olmadan da uyutabilirsiniz!
-Modern hayat, uyku düzenini nasıl etkiler?
-Çocukların anne babalarıyla uyumaları zararlı mıdır?
-Uyku eğitimi nedir?
-Yanlış beslenme uyku düzenini bozar mı?
-Çocuğunuzun uykusu nasıl olmalıdır?
Anne babalar için çocuklarının düzenli uyuması çok önemlidir. Bazıları içinse uyku çocuk gelişiminin olmazsa olmazı olarak görülür. Çoğu anne baba bu noktada uyku eğitimine başvurur. Ancak uyku eğitimi bir süre sonra çocukla bir savaşa dönüşebilir. Sarah Ockwell-Smith bilimsel, kültürel ve tarihi perspektiflerden yola çıkarak çocuklarda uyku konusuna yepyeni bir bakış açısı getiriyor. Çocuğunuzun uyku düzeniyle savaşmak yerine gerçekçi yaklaşımlar sunuyor. Çocuğum Neden Uyumuyor? çocukların rahatlayıp uyumasını sağlayacak, anne babaların kaygılarına son verecek yepyeni fikirlerle dolu bir kitap.
(Tanıtım bülteninden)
6 Ekim 2016 Perşembe
Okul Öncesi Çocuklar için Dikkati Geliştirme Etkinlikleri
Son yıllarda yapılan çalışmalar ebeveyn ile çocuk arasındaki
sosyal etkileşimin çocuğun dikkat kapasitesi üzerinde olumlu etkisi olduğunu
söylüyor. Araştırma sonuçları annenin bebeğiyle oyun oynarken bir oyuncağa
dikkatini vermesinin çocuğun da o oyuncağa odaklanmasını sağladığı gösteriyor.
Bebeklikten itibaren çocukla birebir iletişim kurmak, onunla göz göze oyun
oynamak, tamamıyla anda kalarak onunla vakit geçirmek bebeğin sosyal, duygusal,
zihinsel gelişimi için olduğu kadar dikkat kapasitesi için de gerekli. Sürekli
dikkat ve konsantrasyon becerisi, ebeveyn ile iletişimle gelişiyor.
Çocuğumuzdan bir şeye dikkatini vermesini isterken gerçekçi
beklentiler içinde olmak için dikkat süresinin hangi yaşta ne kadar olduğunu
bilmek önemli. Herhangi bir olaya, nesneye dikkatini odaklayabilme kapasitesi
yaş ilerdedikçe artan bir beceri. Kabaca dikkat süresinin küçük çocuklarda yaş
ile denk olduğunu söyleyebiliriz. 3 yaşında 3 dakika odaklanabilirken 4 yaşında
bu 4 dakikaya çıkıyor. 5-6 yaşındaki çocuklar küçük gruplar halinde 10-15
dakika kadar bir aktivite ile ilgilenebilir. Büyük ihtimalle aklınıza şu
gelecek “Çocuğumu bıraksam bütün gün hiç kalkmadan TV seyredebilir, demek ki
dikkati çok iyi”. Ancak malesef bu doğru değil. TV karşısında oturmak pasif bir
eylem. Çocuğun izlediklerine müdahale etme gibi bir seçeneği yok, sunulanı
olduğu gibi kabul ediyor. Sürekli değişen görüntülerle bir anlamda beyni
uyuşuyor. Bu da belli bir olaya, nesneye istemli olarak odaklanma becerisi
olarak tanımlayabileceğimiz “dikkat” ten çok farklı bir durum. Küçük yaşlarda
çok fazla TV izlemenin çocuğun zihinsel ve sosyal gelişimi için zararlı
olduğunu hatırlatayım.
3 Ekim 2016 Pazartesi
Dikkat ve Bellek
Çocuklar için dikkat geliştiren etkinlikleri yazmadan önce dikkat ve bellek ile ilgili genel bilgiler vermek istiyorum. Öncelikle dikkat nedir ondan bahsedelim. Dikkat oldukça karmaşık bilişsel bir işlev ve kısa süreli bellek, öğrenme ve düşünmenin ön koşulu. Dış dünyadan beynimize her saniye 10 milyar bit uyaran ulaşıyor. Bu milyarlarca uyaranın her birini algılamak mümkün de değil gerekli de. Uyaranların gereksiz olanlarını (yani çoğunu) görmezden gelen, hangilerinin gerekli olduğunu seçen, bilişsel süreçleri o seçilen uyaranlar üzerinde odaklaştıran ve tüm bunları kontrol eden sürece “dikkat” diyoruz.
Dikkat bilginin dış dünyadan alınması ve işlenmesi için gerekli bir süreç. Dikkat etmediğimiz bilgiyi hatırlamayız ve de öğrenmeyiz. Dikkatin ne olduğu ve dikkat mekanizmasının nasıl işlediği ile ilgili psikoloji literatüründe çeşitli kuramlar var ama tüm kuramların ortak noktası dikkatin bir “seçme” işlemi olduğu. Bir teori dikkati bir huniye benzetiyor, huninin dar ucundan kısıtlı sayıda uyaranın beyne ulaşabildiğini söylüyor. Bir diğeri, beynin sınırlı bilgi işlem kapasitesi nedeniyle dikkatin bir filtre işlevi gördüğünü söylüyor. Başka bir teori tüm uyaranların algılandığını ancak beyin için anlamlı uyaranların seçildiğini iddia ediyor. Bu teoriye göre bilgi önemliyse onu algılama eşiğimiz düşüktür. Tehlike bildiren uyaranların algılama eşiği düşüktür. Örneğin; “imdat” ya da “yangın” gibi. Kalabalık ve gürültülü bir ortamda adımızın söylendiğini kolayca duyarız. Anneler “anne” kelimesini tüm gürültünün arasında duyar ve yine anneler çok zayıf bir ses olsa ve uzaktan da gelse bebeklerinin ağlama sesini duyar. Çocuğunuzun TV seyrederken defalarca seslenmenize rağmen sizi “duymadığı”, ancak “yemek hazır” dediğinizde hemen tepki verdiği zamanları düşünün :)
13 Ağustos 2016 Cumartesi
Sisifos'un Kaderi
Ne zaman aynı günde onyüzbinmilyonuncu kez salonu işgal etmiş olan minyatür evcilik oyuncaklarını toplamaya çalışsam aklıma Tanrılar tarafından sonsuza kadar bir kayayı dağın tepesine çıkarmakla cezalandırılan Sisifos'un hikayesi geliyor.
Sisifos kayayı tam dağın tepesine ulaştırdığında taş tekrar en aşağı yuvarlanır ve bu böyle sürüp gider.
"Tanrılar
Sisifos'u bir kayayı durmamacasma bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya
mahkûm etmişlerdi; Sisifos
kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı
düşecekti hep. Yararsız
ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi, o kadar haksız
da sayılmazlardı." diyor Camus "Sisifos Söyleni" kitabında.
Ama aynı zamanda "Sisifos'u dağın eteğinde bırakıyorum ... Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos'u mutlu olarak tasarlamak gerekir." de diyor.
Elbette mutluyum, her dağınıklığın ve oyuncak karmaşasının aynı zamanda kızımın neşesi, yaratıcılığı, öğrenme, keşfetme isteği ve mutluluklarıyla dolu olduğunu biliyorum. Evet oyuncaklar yine dağılacak, evet yine toplayacağım. bunun bilincindeyim ve bunu kabul ediyorum. Tabi bu arada kızıma oyuncaklarını kendisinin nasıl toplayacağını da öğretmeye çalışıyorum ve bunun ne kadar da eğlenceli olduğunu anlatıyorum.
(Camus çok daha yüce bir şeyden bahsediyor tabii ki ama Sisifos'un sonsuz oyuncak toplama döngüsü için çok iyi bir metafor olduğu da bir gerçek.:)
Mine Kilitci, 2016.
4 Ağustos 2016 Perşembe
Çocuğunuzla Evde Eğlenmek
Yaz aylarını evde
geçiren bir anne olduğumdan, sadece evde çocuğu ile ilgilenen annelerin neler
yaşadığını birebir deneyimliyorum ve diyorum ki, insanın çocuğuyla baş başa zaman
geçirmesi, birçok güzel anı biriktirmesi, onun muhteşem gelişimine tanıklık
etmesi harika bir duygu ama kolay da değil.
Çocuğu ile gerçekten nitelikli
zaman geçirmek, onu teknolojik aletlerden (Telefon, televizyon, ipad,
bilgisayar, oyun konsolu) uzak tutmak konusunda kararlı olan anneleri evde eğlenceli
ama biraz da yorucu bir mesai bekliyor. Çocuğun iyi bir ihtimalle günde
ortalama 12 saat uyuduğunu düşünürsek, çocuğunuzla geçirdiğiniz zaman günde 12
saat demektir. Elbette ki bu 12 saat boyunca çocukla oynamak, onu eğlendirmek,
meşgul etmek gibi bir amaç gerçekçi değil, böyle bir şey insanın sınırlarını da
aşar zaten. Çocuğunuz kendi kendine
zaman geçirebilmeyi, oynamayı ya da hiçbir şey yapmayıp sadece düşünmeyi de
öğrenmeli. Ve “Daha Sade Bir Hayat” adlı
muhteşem kitapta da anlattığı gibi çocuğunuza sıkılması için zaman
tanımalısınız. (Kitap ile ilgilenenler için yazım. )
Unutmayın, “sıkılmak, yaratıcılığın habercisidir.” Ancak “sıkılmak”tan
ve ”kendi kendine oynamak”tan arta kalan zamanlarda beraber nasıl eğlenceli
vakit geçirebilirsiniz?, ben kızımla evde neler yapıyorum? biraz bunlardan
bahsetmek istiyorum.
Bunların hepsi basit ve ilk akla gelen oyunlar ama çok eğlenceliler.
Bunların hepsi basit ve ilk akla gelen oyunlar ama çok eğlenceliler.
Bizim evde en
çok oynadığımız oyunlar:
26 Temmuz 2016 Salı
Peki Tüm Bu Olayları Çocuklarımıza Nasıl Anlatacağız?
Son günlerde ülkemizde yaşanan
travmatik olaylar geleceğe ilişkin umudumuzu alıp götürüyor belki ama silkelenip
kendimize gelmemiz gerekiyor bence. Çocuklarımızın, umut dolu bir gelecekleri olduğuna ve dünyanın
yaşamaya değer güzelliklerle dolup taştığına inanmaları çok önemli. Ve çocuklarımızın
böyle hissetmesi için çok fazla çaba harcamamız lazım. Elbette demek istediğim
onları gerçek hayattan uzak tutup bir masal dünyasının içinde yaşatmaya çalışmak
değil. Tüm haberleri, gazeteleri,
sokaktaki sohbetleri kaplayan konulardan onları soyutlamak pek mümkün değil maalesef.
Ancak kötülüklerle, haksızlıklarla karşılaşacakları, belki zaman zaman isyan
edecekleri uzun bir yetişkinlik yaşamı bekliyor onları zaten. En azından
çocukken onları dünyanın kötülüklerinden elimizden geldiğince uzak tutalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





